You are currently viewing Nasrettin Hoca ile Geçmişten Geleceğe: Bir Çizgi Roman Yarışması

Nasrettin Hoca ile Geçmişten Geleceğe: Bir Çizgi Roman Yarışması

 

Anadolu’nun Gülen Yüzü ve Bilge Sesi Nasrettin Hoca, sadece fıkralarıyla bizi güldüren bir figür değil; keskin zekâsı, hazırcevaplığı ve toplumsal olaylara getirdiği insancıl yorumlarla Anadolu kültürünün en önemli yapı taşlarından biridir. 13. yüzyıldan bugüne uzanan mirasıyla, insan doğasının eksiklerini ve hayata dair doğruları “nükte” ile harmanlayarak sunar. O, eşeğine ters binerek bizlere bakış açımızı değiştirmeyi öğreten, dünyanın merkezini bastığı yer olarak tanımlayan evrensel bir bilgedir.

Etkinliğimizde Nasrettin Hoca’nın iki fıkrasına odaklandık.

Nasreddin Hoca Ya Tutarsa, Nasreddin Hoca Gölü Mayalıyor Fıkrası

Nasreddin Hoca bir gün gölün kıyısına gider. Elinde koca bir kaşık yoğurdu da yanına almış. Nasreddin Hoca, kaşığındaki yoğurdu göle sokmuş ve yoğurdu göle boşaltmış. O sırada köylülerden biri onu görmüş ve şaşkınlıkla ne yaptığını sormuş. Hoca bir yanan gülümsemiş bir yandan da gölü mayalamaya devam etmiş. Adam, Hoca’ya bakmış ve kahkahayı basmış. Hoca’ya gölün mayayı tutamayacağını anlatmış. Hoca gülümsemesini hiç bozmadan ya tutarsa, demiş.

Nasreddin Hoca Ben Zaten İnecektim Fıkrası

Günün birinde Hoca Efendi pazara gitmek için eşeğine biner ve yola koyulur. Bir süre gittikten sonra eşek huysuzlanır ve ardından hoplayıp zıplamaya başlar. Derken Nasreddin Hoca da eşekten düşüverir. Düşer düşmesine de çevresine toplanan çocuklar toplu hâlde bağırmaya başlarlar: Hoca, şöyle bir sağına soluna baktıktan sonra büyüklerden kimselerin olmadığını görünce eşe dosta rezil olmamak için çocuklara, eşekten düşmediğini, zaten kendisinin eşekten ineceğini söylemiş.

Özet:

Tasarımın İki Yüzü

Okulumuzun 5. sınıf öğrencilerinden oluşan üçer kişilik iki grup, Nasrettin Hoca’nın iki ölümsüz fıkrasını dijital dünyaya taşımak için kıyasıya bir yarışa girdi. Her iki grubun da hedefi aynıydı: Seçilen fıkraları diyaloglaştırmak ve sadece 30 dakika içinde bir çizgi romana dönüştürmek.

  • 1. Grup (Geleneksel Dijital Tasarım): EBA platformu üzerinden erişilen Canva aracını kullanarak fıkraları görselleştirdi.
  • 2. Grup (Yapay Zeka Tasarımı): Gemini ve ChatGPT gibi üretken yapay zeka araçlarını kullanarak sahneleri kurguladı.

Süreçteki Zorluklar ve Deneyimler Yarışma sonunda gruplar deneyimlerini paylaştı. Canva grubundaki öğrenciler, arka plan oluşturma, nesneleri boyutlandırma ve hizalama gibi “teknik hakimiyet” gerektiren konularda vakit kaybettiklerini belirttiler. Yapay zeka grubu ise, hayallerindeki sahneyi yapay zekaya anlatmak için defalarca “prompt” (komut) yazmak zorunda kaldıklarını ve özellikle konuşma balonlarının içindeki metinlere müdahale etmenin (metin tutarlılığı) oldukça güç olduğunu ifade ettiler.

Ne Öğrendik?

Bu 30 dakikalık kısa ama yoğun macera, bize sadece Nasrettin Hoca’nın fıkralarını değil, geleceğin dünyasında ihtiyaç duyacağımız becerileri de gösterdi. İşte bu yarışmadan çıkardığımız temel dersler:

Teknik Beceri/İletişim Becerisi Karşılaştırması: Birinci grup, tasarım araçlarını kullanmak için “el becerisi ve teknik sabır” gerektiğini fark ederken; ikinci grup, yapay zekaya ne istediğini tam olarak anlatabilmek için “dil ve ifade yeteneğinin” ne kadar kritik olduğunu gördü.

Yapay Zekaya “Söz Anlatma” Sorunu: Öğrencilerimiz, yapay zekanın her şeyi saniyeler içinde yapabildiğini ancak tam olarak “bizim istediğimiz gibi” yapmasının büyük bir sabır ve doğru komut yazma becerisi gerektirdiğini bizzat deneyimledi.

Kültürel Mirasın Dijital Dönüşümü: En önemlisi de, 13. yüzyılda yaşamış olan Nasrettin Hoca’nın zamansız mizahının, bugün en modern teknolojik araçlarla bile hala yeniden yorumlanabildiğini ve güncelliğini koruduğunu gördük.

Yapay zekanın oluşturduğu görsel çalışmalar aşağıda yer almaktadır.

 

 

Bir yanıt yazın